30 Kasım 2009 Pazartesi
26 Kasım 2009 Perşembe
Love Actually
Aşkın her halini,
Ama her halini,
Evet her halini,
:)
İnanılmaz bir kadroyla,
Bazen güldürerek,
Bazen acıtarak,
Kesinlikle iz bırakarak,
Anlatan bir film isterseniz eğer,
Bence daha iyisini bulamazsınız.
Hiç sıkılmadan defalarca izlediğim,
ve her defasında da mutluluktan patates gibi sırıttığım film budur.
İyi geçsin, yormasın istediğiniz zamanlar için...
25 Kasım 2009 Çarşamba
Çınar..
Çınar...
Nasıl da güzeldi adın...
İlk kez sende duymuştum, adına aşık olmuştum... Çok severdim seni...
Çınar...
Annemin en sevdiği arkadaşının güzel oğlu... Efendi oğlu...
İkimiz de ayrı şehirlerde okuduğumuz için çok nadir görebildiğim...
Hani çok sakin insanlar vardır... Öyle sessiz, öyle güzel, öyle kalender...
Sen ne dersen de, ne yaparsan yap mahcup gülümseyen... Öyleydi.
Kimse bilmezmiş meğer Çınar da gülermiş, Çınar da severmiş dolu dolu. Günlükleri anlattı bir bir üniversitedeyken bir kızı sevdiğini, depremde kaybettiğini...
Güzel sevgiliyi gazetede görüp, öldüğünü o haberle öğrendiğini...
Bir bayram...
Ortak bir tanıdığın evinde tesadüfen karşılaşıyoruz. İşleri iyi, hayatından memnun. Öyle söylüyor... Çınar yine mahcup gülümsüyor... Anneme diyorum ki ayrılınca:
" Anne bu Çınar nasıl güzel biri, insanın çocuk gibi sevesi geliyor ." Gülümsüyor annem... Bize geleceği zaman annesi, rica ediyorum hep gelirken " Fatma teyze Çınar'ı da getir..." Çocuk gibi...
Kurban bayramı yaklaşıyor... Diyor ki annem:
" Ne güzel bak, ailece program yaptılar. Herkes biletini aldı, hep beraber memleketlerine gidiyorlar bayramda. Yılbaşı da bayramın ilk günü üstelik. Biz de mi yapsak öyle bir şey? "
Arife günü çıkıyoruz yola... Her zamanki gibi gülüş cümbüş... Cem Adrian'ı veriyorum kardeşime, bunu dinleyelim mi biraz? Hava kapalı, hava yağmurlu... Ben bu şarkıyı sana yazdım... Çok seviyoruz.. Hep aynı şarkı, hep o şarkı... Telefonu çalıyor annemin... Ben bu şarkıyı sana yazdım... Ağlıyor annem, çığlık atıyor annem... Olamaz diyor annem... Bulutlardan beyaz, gökyüzünden mavi aldım... Ben bu şarkıyı sana yazdım...
Meğer işler çok yoğunmuş fabrikada.
Arife günü sabahı bir atölye ziyaret edilmeliymiş Çorlu'da.
"Tamam" demiş Çınar, "Siz gidin anne, ben uçakla size yetişirim..."
Hava çok soğukmuş, Çınar yoldaki buzu farketmemiş...
Nasılsa babama gelmiş haberi ilk, babam telefonda çaresiz...
Çınar'ın ailesi hala otobüste olan bitenden habersiz...
Gözyaşlarımdan şarkı, karanlıktan korku yaptım...
Çınar, annene nasıl söylerim?
Her anı acıyla işlenen yolculuk...
O'nu ilk kez görüşüm...
O'nu en son görüşüm...
Annesinin gözlerinin içinin gülüşü Çınar'dan bahsederken...
Bayram dönüşü nişanlanacak Çınar deyişi...
Kızı nasıl da sevmiş... Ah Çınar annene nasıl söylerim?
Annen hala annemin en iyi arkadaşı...
Kızkardeşin de evlendi bu yaz. Çok mutlu, çok seviyor belli ki...
O güzel resmin salonda duruyor...
Anneni görüyorum bazen...
O'na sarılıyorum, gülsün diye ne maymunluklar yapıyorum bir bilsen sana yaptığım gibi.
Ve o güzel adın bir sır artık aramızda...
Asla dilimize gelmeyen, gözlerimizden gitmeyen...
Nasıl da güzeldi adın...
İlk kez sende duymuştum, adına aşık olmuştum... Çok severdim seni...
Çınar...
Annemin en sevdiği arkadaşının güzel oğlu... Efendi oğlu...
İkimiz de ayrı şehirlerde okuduğumuz için çok nadir görebildiğim...
Hani çok sakin insanlar vardır... Öyle sessiz, öyle güzel, öyle kalender...
Sen ne dersen de, ne yaparsan yap mahcup gülümseyen... Öyleydi.
Kimse bilmezmiş meğer Çınar da gülermiş, Çınar da severmiş dolu dolu. Günlükleri anlattı bir bir üniversitedeyken bir kızı sevdiğini, depremde kaybettiğini...
Güzel sevgiliyi gazetede görüp, öldüğünü o haberle öğrendiğini...
Bir bayram...
Ortak bir tanıdığın evinde tesadüfen karşılaşıyoruz. İşleri iyi, hayatından memnun. Öyle söylüyor... Çınar yine mahcup gülümsüyor... Anneme diyorum ki ayrılınca:
" Anne bu Çınar nasıl güzel biri, insanın çocuk gibi sevesi geliyor ." Gülümsüyor annem... Bize geleceği zaman annesi, rica ediyorum hep gelirken " Fatma teyze Çınar'ı da getir..." Çocuk gibi...
Kurban bayramı yaklaşıyor... Diyor ki annem:
" Ne güzel bak, ailece program yaptılar. Herkes biletini aldı, hep beraber memleketlerine gidiyorlar bayramda. Yılbaşı da bayramın ilk günü üstelik. Biz de mi yapsak öyle bir şey? "
Arife günü çıkıyoruz yola... Her zamanki gibi gülüş cümbüş... Cem Adrian'ı veriyorum kardeşime, bunu dinleyelim mi biraz? Hava kapalı, hava yağmurlu... Ben bu şarkıyı sana yazdım... Çok seviyoruz.. Hep aynı şarkı, hep o şarkı... Telefonu çalıyor annemin... Ben bu şarkıyı sana yazdım... Ağlıyor annem, çığlık atıyor annem... Olamaz diyor annem... Bulutlardan beyaz, gökyüzünden mavi aldım... Ben bu şarkıyı sana yazdım...
Meğer işler çok yoğunmuş fabrikada.
Arife günü sabahı bir atölye ziyaret edilmeliymiş Çorlu'da.
"Tamam" demiş Çınar, "Siz gidin anne, ben uçakla size yetişirim..."
Hava çok soğukmuş, Çınar yoldaki buzu farketmemiş...
Nasılsa babama gelmiş haberi ilk, babam telefonda çaresiz...
Çınar'ın ailesi hala otobüste olan bitenden habersiz...
Gözyaşlarımdan şarkı, karanlıktan korku yaptım...
Çınar, annene nasıl söylerim?
Her anı acıyla işlenen yolculuk...
O'nu ilk kez görüşüm...
O'nu en son görüşüm...
Annesinin gözlerinin içinin gülüşü Çınar'dan bahsederken...
Bayram dönüşü nişanlanacak Çınar deyişi...
Kızı nasıl da sevmiş... Ah Çınar annene nasıl söylerim?
Annen hala annemin en iyi arkadaşı...
Kızkardeşin de evlendi bu yaz. Çok mutlu, çok seviyor belli ki...
O güzel resmin salonda duruyor...
Anneni görüyorum bazen...
O'na sarılıyorum, gülsün diye ne maymunluklar yapıyorum bir bilsen sana yaptığım gibi.
Ve o güzel adın bir sır artık aramızda...
Asla dilimize gelmeyen, gözlerimizden gitmeyen...
24 Kasım 2009 Salı
Fatma Dursun
Ben öğrenciyken,
hiç gülmeyen öğretmenlerim oldu.
Hiç sevmeyen...
Askerliği bir generalden daha çok benimseyen...
Hapşırdığında "çok yaşa" dediğimiz için kızanlar oldu mesela.
"Sağlıksız olacaksam niye çok yaşayayım?
Sağlıklı yaşa deyin" diye iyi dilek sipariş eden...
Sonra bir gün O geldi en sevdiğim dersime..
Önce pembe rujunu sevdim :)
Sonra evladım demesini...
Biz kudurunca ümitsizce sınıfı izlemesini,
ama asla yermeden, incitmeden...
Canı yandığında annesine koşan çocuk gibi O'na koşardım okulda,
canım her yandığında.
Müdüre bile kızsam O'na giderdim.
O öpünce geçerdi, bilirdim.
En kıymetlilerimden biri oldu tanıdığım günden beri.
Doğduğum yere her gittiğimde koşa koşa gittiğim...
Dila'nın bile,
" Öğretmeeeeen, öğretmeeen bak ben flüt çalıyorum."
diyerek etrafında dolandığı..
"Annem işe gidince ben sizde kalıcam."
diye rezervasyon yaptığı :)
Doğum gününüzde arayıp hediye olsun diye
'arı vız vız vız'
şarkısını söylediğimde sesime değil azmime güldüğünüzü biliyorum. :)
İşte bundan cesaret alarak bu akşam da
'öğretmenim canım benim, canım benim'
şarkısını söylemeyi düşünüyorum!
Benim dünyalar güzeli öğretmenim...
Çoğu öğrencisinin içi titreyerek sevdiği,
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenim Fatma Dursun...
Ellerinizden öperim..
Mükemmel kadın, mükemmel erkek..
Yine bir mail alıntısı..
Sadece resimleri ben ekledim.
Ama çok güldüm, sen de gül istedim.
Zamanın birinde mükemmel kadın...
(muhtemelen budur.)
ve mükemmel erkek karşılaşmışlar.
(hangisi daha mükemmel seçemedim.)
Mükemmel bir flört döneminden sonra mükemmel bir evlilik yapmışlar.
Birlikte mükemmel bir hayat sürmüşler.
Bu mükemmel çift karlı, fırtınalı bir Noel akşamı mükemmel arabalarıyla giderken yolda donmak üzere olan bir adam görmüşler.
Mükemmel çift olduklarından adama yardım etmek için durmuşlar.
Mükemmel çiftimiz Noel akşamı çocukların hayallerini karartmamak için Noel Baba ve oyuncaklarını arabaya yüklemişler.
Oyuncakları çocuklara dağıtarak yollarına devam etmişler..
Maalesef tipi artmış, araca hakim olmak zorlaşmış ve mükemmel çift ve Noel Baba trafik kazası geçirmişler.
Kazada bunlardan yalnızca biri kurtulmuş.
Soru: Kim kurtulmuş?
Cevap aşağıda...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Yanıt: Mükemmel kadın kurtulmuş..
Çünkü her şeyden önce mükemmel kadın gerçekten vardır.
Ama herkes bilir ki Noel Baba ve mükemmel erkek diye bir şey yoktur! :)
Kadınlar burada okumayı bıraksınlar, onlar için yazının sonu burası.
Fakat erkekler devam edip aşağıya baksınlar...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Okumaya sadece erkekler devam etsinler lütfen...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Şimdi eğer bir kadınsanız ve hala bunu okuyorsanız, bu da başka bir noktayı açığa kavuşturur:
'Kadınlar hiç laf dinlemezler...'
Sadece resimleri ben ekledim.
Ama çok güldüm, sen de gül istedim.
Zamanın birinde mükemmel kadın...
(muhtemelen budur.)
ve mükemmel erkek karşılaşmışlar.
(hangisi daha mükemmel seçemedim.)
Mükemmel bir flört döneminden sonra mükemmel bir evlilik yapmışlar.
Birlikte mükemmel bir hayat sürmüşler.
Bu mükemmel çift karlı, fırtınalı bir Noel akşamı mükemmel arabalarıyla giderken yolda donmak üzere olan bir adam görmüşler.
Meğer adam, sırtında oyuncak çuvalıyla Noel Baba'ymış.
Mükemmel çiftimiz Noel akşamı çocukların hayallerini karartmamak için Noel Baba ve oyuncaklarını arabaya yüklemişler.
Oyuncakları çocuklara dağıtarak yollarına devam etmişler..
Maalesef tipi artmış, araca hakim olmak zorlaşmış ve mükemmel çift ve Noel Baba trafik kazası geçirmişler.
Kazada bunlardan yalnızca biri kurtulmuş.
Soru: Kim kurtulmuş?
Cevap aşağıda...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Yanıt: Mükemmel kadın kurtulmuş..
Çünkü her şeyden önce mükemmel kadın gerçekten vardır.
Ama herkes bilir ki Noel Baba ve mükemmel erkek diye bir şey yoktur! :)
Kadınlar burada okumayı bıraksınlar, onlar için yazının sonu burası.
Fakat erkekler devam edip aşağıya baksınlar...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Eğer mükemmel adam ve Noel Baba yoksa, arabayı mükemmel kadin kullanıyordur.
Bu da bize kazanın nedenini ve en mükemmel kadının bile araba kullanmak gibi bazı konularda pek de mükemmel olmadığını açıklar.
Okumaya sadece erkekler devam etsinler lütfen...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Şimdi eğer bir kadınsanız ve hala bunu okuyorsanız, bu da başka bir noktayı açığa kavuşturur:
'Kadınlar hiç laf dinlemezler...'
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















